• (+90) 539 425 19 60
  • info@onenewevolution.com

Ben Kimim?

Ben Kimim

Ben kimim?

İnsanoğlu düşünce tarihinin başından bu yana kendini bulmak için dinlere, felsefeye ve farklı pratiklere başvurmuş; “Ben kimim” sorusuna cevap aramıştır?

Bizler, ego olarak ne olduğumuzu bildiğimiz bir deneyim yaşarız. Adımız, cinsiyetimiz, görünüşümüz üzerinden bir tanımlamamız vardır ama ikilem de işte burada oluşur. Çünkü Öz, bu tanımlamalar olmadığını bilir.

Tanımlamalar, sıfatlar arttıkça, bunun yarattığı sıkışmışlık da artar. Bunun için düşünce ve felsefe tarihinde bu tarz arayışlara ilk yönelenler, sosyete ve toplum içinde daha çok sorumluluğu yani ‘tanımları’ olan insanlar olmuştur. Buddha, Platon vb. gibi…

Ve bizler bugün de kendimizi bulmak için arayışımızı sürdürüyoruz. Çünkü ÖZ’ümüzde biliyoruz ki, bizler günlük yaşamımızdaki tanımlamaların ötesinde bir varlığız. Peki, biz kimiz?

Gözünüzü kapatın. Nefes alın, nefes verin ve kendinize cevaplar gelene kadar arka arkaya şu soruyu sorun:

SEN KİMSİN? SEN KİMSİN? SEN KİMSİN?

Beyin çok güzel bir makinedir. Her şeye bir cevap bulabilir. Sonsuz hayal üretebilir. Sonsuz mazeret üretebilir. Yaratım gücü vardır. Hiçlikten hiçliğe yaratım yapan bir makinedir aslında.

Tabii bu süreç, etrafımızdan, içinde bulunduğumuz ortamdan, etkileşimde olduğumuz insanlardan, hormonal dengemizden ve hatta yediklerimizden etkilenir.

Beyin suptil ve suptil olmayan enerjileri duyumsayıp bir “şey”e çevirir. Bir dekoder, bir uydu alıcısı gibi çalışan bir enerji alıcısıdır. Ve bu, sonsuza kadar gidebilir.

Sonsuza kadar “SEN KİMSİN” diye sorsak, sonsuz cevap alırız.

Ama aslında SEN gerçekte kimsin? Hangi cevapsın?

Seçtiğimiz insan olduğumuzu zannederiz ama bu tanımlamaların hepsi de bir limitasyon oluşturur bizde. Sonsuz enerjiyi alır ve bir kutunun içine koymaya çalışırız. Ama bu imkansızdır.

Aslında yaptığımız, diğer tarafları görmezden gelerek sonsuzluğun içinde kendimize bir kutu açmaktır.

İşte bizim The One Topluluğu olarak gerçekleştirdiğimiz spiritüel gelişim, ruhsal uyanış, içsel evrim ve kişisel gelişim çalışmalarında, “derinleşme” dediğimiz, bu kutunun limitlerini biraz daha genişletmek veya bir süreliğine kutudan kafayı çıkartıp etrafa bakmaktır.

Deneyimler işte bize bu şansı verir.

Bu, nefesle de olabilir, dansla da olabilir, müzikle de olabilir, ilaçla da olur, şamanik yolculukla da olur… Başka birçok şeyle olabilir. Kendimizi bildiğimiz şeyin dışındaki deneyimler bu nedenle bizi zenginleştirir.

Zenginleşme çok güzel bir kavramdır. Çünkü kadim öğretilerde de söylenen; içinde bulunduğumuz bu düzlemdeki evrenin sonsuz zenginliğe sahip olduğudur. Biz sadece bunları kullanmıyoruz çünkü kutunun içinde değiller.

Bazı durumlara yetersiz olduğumuzu hissediyoruz. Beceremediğimizi hissediyoruz. Bazen de “ben bunu böyle yapan insanım, beceren bir insanım” diyebiliyoruz. Hem negatif hem de pozitif cümlelerle yapılan tanımamalar önümüzde bir sınır oluşturuyor.

Bu durum bir nevi konfor alanına benzetilebilir. Çünkü konfor alanının içinde ne olduğunu biliriz ya da bildiğimizi zannederiz.

Sen kimsin” sorusunun cevabı, aslında şudur: “Sen Hepsisin. Ve halihazırda olmak istediğin insansın.” Ama oraya ulaşımın yoktur çünkü bunu bir şekilde yarattığın o kutuyla sınırlamışsındır.

Şu an kendinize birkaç dakika verin ve içinde bulunduğunuz enerji durumunu, tanımlamadan kaydetmeye çalışın…

Derin nefes alın ve sadece nasıl hissettiğinizi kaydedin. Hissedin, deneyimleyin.

Sonra da şunu hayal edin… Bir anda dünyada utanç, zorunluluk ve gereklilik terimleri ortadan tamamen kalksaydı. Nasıl hissederdiniz? O zaman kim olurdunuz?

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

TurkeyEnglish